Gemlik Muhasebe'ye Hoşgeldiniz.. Bugün 10 Aralık 2018 Pazartesi




Ana Sayfa Ana Kategori TTK Anonim Şirketlerin Kendi Paylarını İktisap Etmesi Konusunda 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Getirdiği Yeni Düzenlemeler
Facebook'ta Paylaş



Anonim Şirketlerin Kendi Paylarını İktisap Etmesi Konusunda 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Getirdiği Yeni Düzenlemeler

Anonim Şirketlerin Kendi Paylarını İktisap Etmesi Konusunda 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Getirdiği Yeni Düzenlemeler

Anonim şirketler sermayesi belirli ve paylara bölünmüş, pay sahiplerinin sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile ve şirkete karşı sorumlu oldukları şirket türü olarak tanımlanmaktadır.

I- GİRİŞ

Bu tanımlamadan da anlaşılacağı üzere ortakların edindikleri paylar karşılığında şirkete getirdikleri değerler şirketin sermayesini oluşturmaktadır.

Ortakları şirketin borçlarından dolayı pay miktarlarıyla sınırlı sorumlu, kendisi ise borçlarından dolayı tüm malvarlığıyla sınırsız sorumlu olan anonim şirketlerin kendi paylarını iktisap edebilmelerinin yani ortaklarında bulunan ve payı temsil eden hisse senetlerini bedelleri karşılığında geri devir alabilmelerinin;

Esas sermayenin muhafaza edilememesi, şirket alacaklılarının zarara uğratılması, ortaklar arasında adaletsiz uygulamalar yaşanması, hisseleri borsada işlem gören şirketler için borsa kurunun manüple edilerek hisse senetlerinin değerinin düşmesi durumunda şirketin zarara uğraması gibi birtakım olumsuz sonuçları olabileceği gibi;

Sermayenin azaltılması yöntemi ve temettü dağıtımının alternatifi olarak kullanılabilmesi, doğrudan temettü dağıtımına nazaran bazı vergi avantajlarına sahip olması, hisse senetlerinin düşük fiyattan iktisap edilip yüksek fiyattan satılması suretiyle bir çeşit finansman aracı olarak kullanılabilmesi, haklarının zedelendiğini düşünen azlık için ortaklıktan ayrılabilmek için bir çıkış kapısı olması gibi olumlu yönleri de bulunmaktadır.

Bu sebepledir ki dünyada ticaret hukukçularınca şirketlerin kendi paylarını iktisap edebilmeleri ya da edememeleri uzunca bir süredir tartışılmakta, bu konuda zaman içerisinde farklı ülkelerde farklı uygulama ve düzenlemeler yapıldığı görülmektedir. Örneğin; ABD’de geçmişten bu yana genel uygulama şirketlerin kendi paylarını iktisap edebilecekleri yönünde iken, AB ülkelerinde ise geçmişte bu yöndeki katı kurallar ve sınırlamalar yerini daha esnek düzenlemelere bırakmıştır. Ülkemizdeki süreç ise eski ve yeni Ticaret Kanunlarımız ekseninde aşağıda irdelenmiştir.

II- 6762 SAYILI ESKİ TÜRK TİCARET KANUNU’NDAKİ DURUM

6762 sayılı Eski Türk Ticaret Kanunu(ETTK)’nda istisnai haller dışında şirketlerin ortakların paylarını temsil eden hisse senetlerini temellük edemeyeceği yani satın alamayacağı gibi rehin olarak da kabul edemeyeceği açıkça hükme bağlanmıştı. Kanun’a göre bu senetlerin temellükü veya rehin alınması neticesini doğuran sözleşmeler de geçersiz sayılmakta idi  (ETTK md. 329).

Daha yalın bir anlatımla; sermaye taahhüdünü yerine getirerek bir şirkete ortak olan ya da ikincil piyasalardan bir şirketin hisse senedini satın alan kişi, bu hisse senetlerini ancak üçüncü şahıslara satarak ya da devrederek parasını geri alabilmekte ve şirket ortaklığından ayrılabilmekteydi. Aksi takdirde elindeki hisse senetlerini şirkete iade ederek bedellerini tahsil etmesi ve ortaklıktan ayrılması mümkün olmamaktaydı.

Ancak;

1- Hisse senetleri şirketin sermayesinin azaltılmasına dair bir karara dayanılarak devralınmışsa,

2- Hisse senetleri şirketin kurulması veya esas sermayenin çoğaltılması dolayısıyla vaki olan iştirak taahhüdünden başka bir sebepten doğan şirket alacaklarının ödenmesi maksadıyla devralınmışsa,

3- Hisse senetleri bir mamelekin veya işletmenin borç ve alacaklarıyla beraber temellük edilmesi neticesinde şirkete geçmişse,

4- Hisse senetlerinin devir veya rehin alınması ana sözleşmeye göre şirket konusuna giren faaliyetlerden ise,

5- Hisse senetleri yönetim kurulu üyeleri, müdürler ve memurlar tarafından kendilerine bu sıfatla düşen mükellefiyetlere karşı rehin olarak yatırılmış ise,

6- Temellük ivazsız (karşılıksız) ise

şirket kendi paylarını iktisap veya rehin alabilecekti (ETTK md 329).

III- 6102 SAYILI YENİ TÜRK TİCARET KANUNU’NDAKİ DURUM

6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu(YTTK)’nda ise ETTK’daki istisnai haller dışındaki mutlak sınırlama kaldırılarak genel kurulun yönetim kurulunu yetkilendirmesi şartıyla, en çok beş yıl için geçerli olacak şekilde şirketlere kendi paylarını belirli bir oranda (esas veya çıkarılmış sermayelerinin onda birini aşmayacak miktarda) iktisap ve rehin olarak kabul edebilmeleri yönünde izin verilmiştir (YTTK md. 379).

Bu konuda Kanun’un öngördüğü diğer şartlar ise iktisap edilecek payların bedelleri düşüldükten sonra, kalan şirket net aktifinin, en az esas veya çıkarılmış sermaye ile kanun ve esas sözleşme uyarınca dağıtılmasına izin verilmeyen yedek akçelerin toplamı kadar olması [(Net Aktif – İktisap Edilen Pay Bedeli) ≥ (E. veya Ç. Sermaye + Yedek Akçeler)] ve sadece bedellerinin tümü ödenmiş bulunan payların iktisap edilebileceği hususlarıdır (YTTK md. 379).

Öte yandan; kredi ve finans kurumlarının işletme konuları içine giren işlemlere ve şirketin veya onun bağlı şirketlerinin çalışanlarına, şirketin paylarını iktisap edebilmeleri için, avans, ödünç ve teminat verilmesine ilişkin hukuki işlemler dışında paylarının iktisap edilmesi amacıyla, şirketin başka bir kişiyle yaptığı, konusu avans, ödünç veya teminat verilmesi olan hukuki işlemlerin batıl olacağı hükme bağlanarak Kanuna karşı hile yapılmasının önüne geçilmesi hedeflenmiştir (YTTK md. 380).

Ayrıca, bir şirketin örneğin; kendi paylarını iktisap edememesi durumunda borca batık bir kişiden alacağını tahsil edememesi, hisse senetlerinin değerinin borsada aniden düşmesi veya düşme tehlikesinin doğması yada şirket hakimiyetinin başka bir grubun eline geçme ihtimalinin bulunması gibi durumlarda yakın ve ciddi kayıplardan kaçınmak için kendi paylarını, genel kurulun yetkilendirmeye ilişkin kararı olmadan da iktisap edebileceği, payların bu yolla iktisabı hâlinde yönetim kurulunun ilk genel kurula; iktisabın sebep ve amacı, iktisap edilen payların sayıları, itibari değerlerinin toplamı ve sermayenin ne kadarını temsil ettiği, bedeli ve ödeme şartlarına ilişkin yazılı bilgi vermesi gerektiği hükme bağlanmıştır (YTTK md. 381).

Tüm bunlarla birlikte, ETTK’daki benzer istisnai durumlar yeni Kanunda da korunmuştur. Şöyle ki; şirket esas veya çıkarılmış sermayesinin azaltılmasına ilişkin ilgili Kanun hükümlerini uyguluyorsa, iktisap örneğin; birleşme, bölünme veya mirasla intikal gibi durumlar için küllî halefiyet kuralının bir gereğiyse veya bir kanuni satın alma yükümünden doğuyorsa, ya da bedellerinin tümü ödenmiş olmak şartıyla ve cebrî icradan kaynaklanan bir şirket alacağının tahsili amacına yönelikse kendi paylarını iktisap edebilecektir. Ayrıca şirket zaten bir menkul kıymetler şirketiyse yine kendi paylarını iktisap edebilecektir (YTTK md. 382).

Son olarak ETTK’daki şirketlerin, bedellerinin tamamı ödenmiş olmak şartıyla, kendi paylarını örneğin; bağış ve vasiyetname gibi yollarla ivazsız (karşılıksız-bedelsiz) iktisap edebilecekleri istisnası YTTK’da da korunmuştur (YTTK md. 383).

IV- SONUÇ

Dünyanın gelişmiş ülkelerinde gözlemlenen eğilime paralel olarak; ülkemizde de ETTK’da yer alan anonim şirketlerin kendi paylarını iktisap ve rehin olarak kabul edebilmeleri konusundaki istisnai haller dışındaki mutlak sınırlamadan vazgeçilmiş ve YTTK ile şirketlere, ortaklarında bulunan hisse senetlerini belirli bir orana kadar geri devir alabilme imkanı tanınmıştır. Anonim şirketlerin kendi paylarını iktisap etmeleri sonucunda meydana gelebilecek olumlu ve olumsuz sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde kanaatimizce de en makul yol bu olarak görünmektedir(1).

Erdal NACAR

E-Yaklaşım / Kasım 2011 / Sayı: 227

Gümrük ve Ticaret Müfettişi